20 Kasım 2017
Tarih kokan Anadolu
16 Temmuz 2017
Dünyaca ünlü Lonely Planet rehber kitaplarının Türkiye ile ilgili bölümünde şöyle bir cümle yazıyor: “Anadolu’da İtalya’dan daha fazla Roma dönemi eseri, Yunanistan’dan daha fazla Yunan dönemine ait tarihi şehir var”. Geçenlerde ülkemin zenginliklerini görmek ve tarihin görkemine şahitlik etmek için elimde kameram bana hoş geldin diyen Anadolu’nun yollarına attım kendimi. Birbirinden güzel antik şehirlerde geçmişe yolculuk yaptım.

Tıbbın merkezi Bergama

İlk durağım Bergama oldu. Teleferikle çıktığım Akropol’deki Trajan Tapınağı 1900 yıllık görkemiyle tepeden tüm şehri selamlıyordu. Bergama’nın dünya tarihinde çok önemli bir yeri var. O dönemde dünyada iki büyük kütüphane bulunuyormuş. Biri 500 bin kitap kapasiteli İskenderiye, diğeri de 200 bin kitaplı Bergama. Şehirde bulunan Asklepieion ise İ.Ö 4. yüzyıldan kalma eski bir hastane. Girişine “Ölüm buraya giremez” yazmışlar. Bu tarihi yerde hastaları sağlıklarına kavuşturmak için psikolojiden tutun, çamur banyolarına kadar her yol denenmiş. Su, açık hava, güzel ortam ve dinlenmenin en iyi tedavi yolu olduğunu düşünmüşler. İnanışa göre sağlık tanrısı olan Asklepios hastaların rüyalarına girip iyileştirmiş onları.



Kehanet merkezi Didim

Didim geçmişte bir yerleşimden ziyade kehanet merkezi olarak kullanılmış.108 sütundan oluşan, 109 metre uzunluğunda, 51 metre genişliğindeki Apollo Tapınağı Yunan mimarisinin şaheserlerinden biri. Hemen girişte Yunan mitolojisinde adı geçen, kendine bakanı taşa çeviren, saçları yılanlı kadın Medusa kabartması var.

Aphrodisias Antik Kenti UNESCO listesinde

Didim Yunanca’da ikiz anlamında bir kelime ve Artemis Apollo’nun ikizi olduğu ve ona da burada bir tapınak yapıldığı için bu ismin verildiği söyleniyor. Bazı arkeologlara göre ise buradaki kehanet yani bilicilik merkezi Yunanlılardan bile eski bu da isminin Anadolu kökenli olma ihtimalini güçlendiriyor. Didim’deki Apollo Tapınağı’na tarih boyunca ünlü kişiler gelip sorular sormuşlar. Büyük İskender geldiğinde tapınağın kahini ona Persleri yeneceğini söylemiş. Kayseri şehrinin isim babası olan Sezar ise tapınağın sınırlarının genişletilmesi emrini vermiş.Tapınağa gelen kişiler önce kendilerini kuyudan aldıkları suyla arındırmışlar, tanrılara bir hayvan, genellikle de bir keçi kurban ettikten sonra merakla cevaplarını bekledikleri soruları sormuşlar.



Beyazlar içindeki Pamukkale

Didim’den sonra geldiğim Pamukkale’de önce Romalılar’dan kalma antik havuzda yüzdüm, sonra tarihi şehri keşfettim. Geçtiğimiz yıllarda tamamen gün ışığına çıkarılan ve İmparator Domitian’a adanan Sütunlu Cadde’yi geçtikten sonra karşınıza bugün müze olarak kullanılan çok büyük boyutlardaki Roma Hamamları çıkıyor. Müze ufak ama içindeki eserler ilginç, önünde ise dünyada eşi benzeri olmayan Pamukkale var.




Çal Dağı’ndan çıkan termal sulardaki, çözülmüş halde bulunan kalsiyum bikarbonat, tepelerden aşağıya doğru süzülürken içindeki karbondioksit havaya karışıyor ve teraslarda sert tebeşir biçimindeki travertenleri oluşturuyor. Ayakkabılarınızı elinize alıp, binlerce yılda meydana gelmiş traverten teraslarda yürüyebiliyorsunuz. Bugünkü Pamukkale Motel’in içinde bulunan “Kutsal Havuz” Romalılar döneminden beri kullanılıyor. Mayonuzu yanınızda götürmeyi unutmayın, içinde mermer parçaların ve kolonların olduğu 35 derecelik sıcaklığa sahip havuzda, giriş parasını ödedikten sonra keyif yapabilirsiniz. Tepede yer alan Roma mimarisi tarzındaki tiyatro 2. yüzyıldan kalma ve çok iyi durumda.

Ayvalık geçici olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girdi


Zirvedeki Termessos

Antalya’da bulunan Termessos bana göre Türkiye’deki en çarpıcı antik şehirlerden biri. Peru’daki Machu Picchu’yu yere göğe koyamayanlar onun ülkemizdeki benzerini yirmi dakikalık bir tırmanıştan sonra Güllük Dağı’nın tepesinde görebilirler. 1000 metreye yakın bir rakıma sahip bu şehirde yaşayanlar kendilerini Güllük Dağı’nın eski adı olan Solymus’dan dolayı Solimi diye adlandırmışlar. Ticaret yollarını kontrol altında tutan ve savaşa meyilli Termessoslular, Büyük İskender’in bile gözünü korkutmuşlar. Yaşadığı dönemde bilinen dünyanın %90’ını fethetmiş olan İskender bakmış bunlarla başa çıkmak zor, ne halleri varsa görsünler deyip yoluna devam etmiş.




Termessos’taki yaklaşık 5000 kişilik bir kapasiteye sahip olan tiyatro akıllara zarar bir yapı. Dağın başına böyle bir binayı oturtmayı mimari dahilik diye açıklayıp işin içinden sıyrılmak mümkün değil. Termessos’taki tiyatro dünyadaki en etkileyici tarihi mekanlardan biri. Diğer kalıntıların arasından yürüyüp yukarı doğru çıktığınızda şehrin mezarlığıyla karşılaşıyorsunuz. Etrafa dağılmış doğayla uyum içinde, yüzlerce lahit görüyorsunuz. Yolun sonunda orman bekçisinin kulesi var, altınızda ise inanılmaz bir manzara, Pamfilya Vadisi sizi görsel bir şölene davet ediyor. 

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nin en iyileri


Büyüleyici Phaselis

Türkiye’nin en romantik antik şehri bana göre kesinlikle Phaselis. İ.Ö. 690 yılında Rodos’tan gelenler tarafından kurulan şehrin, Büyük İskender’i bile büyülediği ve bir kışı Phaselis’te geçirdiği söyleniyor. Termessos’tan aşağı inip Konyaaltı Plajı üzerinden Kemer istikametine doğru gidin. Ormanların ve yüzlerce turistik tesisin arasından geçip bir saat içinde Phaselis’te olacaksınız. Deniz ticareti üzerinde yer alması, üç limana sahip olması ve arkadaki ormanlardan gelen kereste Phaselis’i tarih boyunca gündemde tutmuş. Şehir 1158 yılında Bizanslılardan Selçuklulara geçince liman olarak önemini yitirmiş, Phaselis’in limanı bugün Kemer’den gelen günlük tur teknelerinin, vur patlasın çal oynasın eğlenen müşterilerini ağırlıyor. Şehirdeki küçük tiyatronun sahnesinin tam arkasından tüm görkemiyle Tahtalı Dağı yükseliyor ve bir tiyatro dekoru gibi duruyor. Tahtalı Dağı’nın Phaselis limanından olağanüstü bir manzarası var. İsterseniz teleferikle dağa çıkabiliyorsunuz. Phaselis sizi büyülerse sakın şaşırmayın, o bunu yüzlerce yıldır bir alışkanlık haline getirmiş.