21 Eylül 2017
Koşmak hakkında her şey
16 Temmuz 2017
Spora ve koşuya dair çok soru soruyorsunuz. Anlıyorum ki hepimiz spora başlamak istiyoruz.

Kimisi nereden başlayacağını bilmiyor, kimisi bizi gözünde büyütüyor, kimi de başlamış ama nasıl ilerler onu bilemiyor.
Öğrendiklerimi kanun gibi uygulamaya ihtiyaç duyduğum günlerden, kendi tecrübelerimi edinip, normalleşme sürecine gelene kadar neler yaşadığımı hiç unutmuyorum.
Tutarlı ve düzenli antrenman yapmaya çabalıyorum.
Sanmayın ki ben süperkadınım.
Zorlanıyorum ve sporda zorlanmayı çok seviyorum.
Koşuya emek veren arkadaşlarımı yazarken de amacım aslında her birinin bizden biri olduğunu ve çalışa çalışa herkesin yapabileceğini göstermek.
Nihayet tüm sorularımıza cevap geldi.

Ultra Kitap çıktı

“Ultra Kitap-Uzun Mesafe Koşu Kılavuzu”, büyük saygı duyduğumuz, ilham aldığımız Aykut Çelikbaş’ın yazdığı kitap.
Aykut, Sparta-Atina arasında koşulan, 246 km’lik Spartathlon yarışına bütün dünyadan davet edilen sadece 400 kişiden biri ve tek Türk.
246 km’yi 36 saat içinde koşmanız beklenen Spartathlon’a Aykut, davet edilen ve 3 kere koşup hep bitiren tek Türk.
Öyle iyi bir sporcu ve ultracı ki Aykut, bir yarışta gönüllü olduğunu bilmek bile, hepimizin havasını değiştirir, güç verir.
Alçakgönüllülüğü; bilgisini ve tecrübesini paylaşım cömertliği insanı büyütür.
Kitap sadece uzun mesafe koşmakla alakalı diye düşünmeden alıp okumanızı tavsiye ederim. “Ultra Kitap”, koşmaktan yola çıkarak hayatı uzun, erdemli, sağlıklı ve alçakgönüllü yaşamaya dair efsane bir başyapıt olmuş.
Aykut’a “Kitabın hakkında okurlara ne demek istersin?” diye sordum, cevabını aşağıda olduğu gibi aktarıyorum.
Yonca
“koşan kitap kurdu”

Gitmeye değer hiçbir yere kestirme yol yoktur

“Kitabı, koşmaya nereden ve nasıl başlayacaklarını bilmeyenlere yol gösterici bir kaynak olması ve ilham vermek amacıyla yazdım. Bu mesafeleri koşan bizim gibi insanların doğuştan gelen genetik avantajları olmadığını, bilinçli ve kademeli şekilde kendini geliştiren herkesin ilk başta imkansız olarak gördüğü hedeflerine ulaşabileceklerini anlatmak istedim.
İkincisi, biz koşanlar bu sporun sadece koşmaktan ibaret olmadığını biliyoruz ama toplumda bu konuda bir bilgi eksikliği var. Bu bizi sadece fiziksel yönden değil, zihinsel yönden de çok fazla geliştiren bir spor. Toplum olarak spor kültürümüz zayıf olduğu için bu gerçek bilinmiyor. Kitabım bu algıyı az da olsa değiştirebilirse ne mutlu.
Kaçınılmaz şekilde her geçen gün daha fazla tüketim toplumu oluyoruz. Her şeyi en kısa sürede elde etmeye, istediklerimize en kestirme yoldan ve fazla çaba harcamadan ulaşmaya çalışıyoruz. Bu ilk bakışta kötü bir şey değil ama baktığımızda bunlar bizi mutlu etmiyor; çünkü bir şeye ne kadar çabuk ulaşırsanız etkisini de o derece çabuk kaybediyor.
‘Gitmeye değer hiçbir yere kestirme yol yoktur’ sözünü bu yüzden seviyorum.
Bu sadece koşmak için değil, her konu için geçerli.
Herhangi bir konuda uzun süre emek verip kendini geliştiren bir insan sonunda belli bir noktaya geldiğinde ulaştığı tatmin duygusu o derece büyük oluyor.
O yüzden diyorum ki, bu kitabı okuyanlardan bazıları doğal olarak hiç koşmaya başlamayabilirler ama bu kitap onları ilgi duydukları herhangi bir alanda geliştirmeye teşvik ederse bence hedefine ulaşmış demektir.”