19 Aralık 2017
Biz Almanyalıyız Biz Alanyalıyız
12 Ağustos 2017
YAZ tatilinde Antalya’da bir AVM’de (Alış Veriş Merkezi) dolaşırken önümde yürüyen bir çiftin Almanca “Was wollen diese politiker?” (Bu politikacılar ne istiyorlar?) dediklerini duydum. Ben de devreye girip “Welche politiker?” diye sordum. İkisi birden “Hem Alman, hem Türk politikacılar” yanıtını verdi.

Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in Türkiye’nin güvenli bir ülke olmadığı, yani dolaylı bir biçimde Alman turistlere “Türkiye’ye gitmeyin” yönündeki açıklamasına bozulmuştu Alman çift.
“Biz yıllardır bu ülkede yaşıyoruz. Hem de severek. Burada çok mutluyuz. Antalya’da yaşamak bir ayrıcalık. İnsanları da bu bölge gibi çok sıcak. Türk komşularla ilişkilerimiz çok iyi. Almanya’da görmediğimiz dostluk ve insanlık ilişkilerini Türkiye’de gördük. Biz Alman politikacıların da Türk politikacıların da iki ülke ve insanları arasındaki bu dostluk ilişkilerine zarar vermelerini istemiyoruz” dediler.
Evet Brigitte ve Thomas, Münster’i bırakıp sekiz yıl önce Antalya’ya yerleşmişler.
Yani artık Antalyalı olmuşlar.

***
Birkaç gün sonra Alanya’da yaşayan liseden bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim.
Sahildeki bir lokantada yemek yiyorduk.
Yan masalardan birinde genç ve orta yaşlı kadınlardan oluşan bir grup vardı.
Almanca konuşuyorlardı.
Hepsi de neşe doluydu.
Hem yemek yiyorlar, hem de sohbet ediyorlardı.
Tabii böyle bir güzelliğin Almanya’da kolay kolay bulunamayacağından da bahsediyorlardı.
Ben yine devreye girip tatillerinin nasıl geçtiğini sordum.
“Biz tatil yapmıyoruz. Biz buralıyız. Biz Alanyalıyız. Biz Almanyalıyız” dediler.
Onlar Türkiye’de en fazla Alman’ın yaşadığı Alanya’da mutlulardı.
Çocukları Alanya’da dünyaya gelmiş.
Alanya’da okula gidiyorlarmış.
Onlar da son dönemlerde Türkiye ile Almanya arasında yaşanan gerginlikten şikayet ediyorlardı.
Onlar da “Bu politikacılar ne istiyorlar?” diyorlardı.
“Almanya, Fransa, Belçika, İsveç ne kadar güvenliyse Türkiye de o kadar güvenli” diyorlardı.
Hem Türk hem de Alman politikacılara “Bizim huzurumuzu bozmayın. İki ülke arasındaki dostluğa zarar vermemeye özen gösterin” çağrısında bulunuyorlardı.
Evet, onlar hala Alman vatandaşıydı.
Ama onar artık kendilerini Türkiyeli, Alanyalı hissediyorlardı.
İşte o yüzden de “Biz Alanyalıyız” diyorlardı.

***
Birkaç günlüğüne Kuşadası’na da uğradım yaz tatilinde.
Kentteki bir otelin plajında şezlonglarına uzanmış Hollandalı genç bir çiftle tanıştım.
Son dört yıldır hep aynı otelde geçiriyorlarmış tatillerini.
“Her şey mükemmel. Severek geliyoruz buraya” dediler.
Daha ben bir şey sormadan Türkiye’deki referandum öncesi Hollanda ile Türkiye arasında yaşanan politik gerginliğe onlar değindiler.
“Çok saçma bir tutumdu Hollanda hükümetinin sergilediği. Demokratik bir ülkede başka ülkelerin insanlarının da politikacılarının da düşüncelerini ifade edebilme özgürlüğü olmalı. Türk bakanların Hollanda’da konuşmalarına izin verilmemesi kesinlikle tasvip edilemez” dediler.
Tabii Hollanda’da son dönemlerde artan İslam, Türk ve yabancı düşmanlığından tedirginlik duyduklarını da söylediler.
Onlar da politikacıların reel politikayla bağdaşmayan tutumlarından yakınıyorlardı.
Onlar da “Bu politikacılar ne istiyorlar?” diyorlardı.