18 Aralık 2017
Aşk için dikilmiş en güzel anıt: Tac Mahal
Nurgül BÜYÜKKALAY / Instagram:@nurgulbuyukkalay
07 Aralık 2017
Hindistan’ın 'Altın üçgeni' olarak bilinen Delhi-Agra-Jaipur üçlüsünden Agra Şehri’ni gezdik. Agra Şehri, dünya güzeli Tac Mahal’e ev sahipliği yapıyor. Mehtaplı gecelerde dahi aydan daha parlak olduğu söylenen bu yer, aşk için dikilmiş en güzel anıt niteliğinde. İşte sizler için Agra ve Tac Mahal gezi rehberi…

Yıllardır hayallerimi haddinden fazla süsleyen Tac Mahal’i karşımda görünce ünlü roman yazarı Pearl S. Buck’un Tac Mahal hakkında söylediği “çok az güzellik, kendisi hakkında söylenenlerden daha güzel olmayı başarmıştır, bunlardan biri de Tac Mahal’dir” sözünün ne kadar da doğru olduğunu görüyorum. Genelde gezilen yerler fotoğraflarında daha güzel durur ya, hatta bazen hayal kırıklığına uğrarız, ama Tac Mahal tam tersi, beklentinin ötesinde, fotoğraflarda görünenden daha da güzel, güzellikle ilgili hangi sıfatı kullansak az gelir.

Hindistan’ın “Altın üçgeni” olarak bilinen “Delhi-Agra-Jaipur” üçlüsünden dünya güzeli Tac Mahal’e ev sahipliği yapan Agra şehri başkent Yeni Delhi’ye üç saatlik mesafede yer alıyor. Agra’ya gitmenin en iyi yolu özel tur almak. Başkent Yeni Delhi’den gidecekseniz kalacağınız otellerde acenteler var ve bu acentelerden özel turlar alınabiliyor.

Her yıl binlerce koyunla bölge akın ediyorlar! (Marwah Vadisi)



Agra’ya gitmek için Yeni Delhi’de kaldığımız otelin acenta sorumlusu Burhan Beyle sıkı bir pazarlık yaptık. Özel şoförle gitmek için kafamızda bir fiyat belirledik tabii onun da kafasında bir fiyat vardı ve ortada buluştuk. İki kişiydik ve bu tur için kişi başı 80 dolar (305 TL) ödedik.

Yeni Delhi’den Agra üç saatlik yol, yol otoban ve rahat bir yolculuk yapılıyor, yolda tuvaletini yapan insan manzaraları ile karşılaşma ihtimali de çok yüksek. Yolda mola vermek için durduk, yerli bir tur otobüsü de durmuş bizim gibi mola vermek için. Bu otobüslerle seyahat edebilene aşk olsun, sıkıysa bir dakika içinde dur, ne mümkün. Otobüsün o döküntü haline takılıp kalakalmışken o esnada camdan Hintli bir çocuk gülümsüyor, annesi yanımıza geliyor fotoğraf çektirmek için, o anda dünya değişiyor. Bu ülke yaşattığı karmaşık duygularla içine çekiyor insanı.

Agra’ya girişimizle birlikte cümbüş başlıyor. Trafiğin ortasında dolaşan inekler, sokak berberleri, sağlı sollu derme çatma dükkânlar, meyve satan arabalar, kulak temizleyen adamlar, sağdan soldan gelen tuk-tuklar ve okuldan çıkan formalı öğrenciler. Sokaklar kirli ama çocuklar bembeyaz lekesiz okul formalarıyla beyaz gömleklerinin içinde parlıyorlar. Bu kadar tozun dumanın içinde nasıl da beyaz kalabiliyor o gömlekler diye insan sorguluyor...

İnsanlar sokaklarda tıraş oluyorlar demişlerdi, duyduğum bu şeyin gerçeğini gördüm, film karesi gibi. Onca kalabalığın ve kargaşanın içerisinde, trafiğin orta yerinden bir inek geçiyor, herkes duruyor. Hindistan’da inekler daima geçiş üstünlüğüne sahip. Bilinenin aksine insanlar ineklere tapmıyorlar, saygı gösteriyorlar, inekler kutsal ve değerli bu ülkede. İnekler güçlülüğü temsil ediyor ve sunduğu nimetlerden dolayı hayatı temsil ettiğini söylüyor Hindular, bu gibi nedenlerle Hintliler inekleri onurlandırıp etini yemiyorlar. Dünyada ineklerin eceli ile öldüğü tek ülke Hindistan olsa gerek. İnekler ayrıca Hindistan’ın yanı başında yer alan Nepal’de de kutsal sayılıyor.

O kalabalığın, kaosun, kirliliğin, gürültünün arasından çıkıp karşımda bir aşka şahitlik etmiş, dünyada aşk için dikilmiş en güzel anıt olarak anılan dünya harikası Tac Mahal’i görmek oldukça heyecan vericiydi. Tac Mahal’i ziyaret etmenin bedeli 1000 rupi (60 TL) ve yanınızda özel rehberiniz de oluyor. Tac Mahal’in hüzünlü bir hikâyesi var.

Hindistan'ın gizemli halkı! Öyle bir hayatları var ki...



Bana göre bu hüzün de onu ayrıcalıklı kılıyor. Babür İmparatoru Şah Cihan tarafından yaptırılmış, yapımı 21 yıl sürmüş ve 20.000’in üzerinde işçi çalışmış. Yapımında yakut, zümrüt ve pırlanta gibi değerli taşlar kullanılmış ve mehtaplı gecelerde dahi aydan daha parlak göründüğü söyleniyor. Şah Cihan bu anıtı eşi Ercümend Banu-Begüm Mümtaz Mahal için yaptırmış. Eşi ölmeden önce eşsiz bir anıt mezar istemiş ancak Tac Mahal’i göremeden 14. çocuğunu doğururken vefat etmiş.

Tac Mahal’i rengarenk sariler içindeki Hint kadınları daha da güzelleştiriyor. Tac Mahal’e giden o uzun, yemyeşil ve havuzlu yolda yürümek çok mümkün olmuyor bizim için. Adım başı erkeği, kadını, yaşlısı genci, çoluk çocuk herkes bizi fotoğraf çektirmek için durduruyor. Kimi utanarak, kimi elini omzuna koyabilir miyim diye sorarak rica ediyor fotoğraf çektirmek için. Ve onlarca aile fotoğrafı çektiriyoruz. Kendimizi film yıldızı gibi hissediyoruz. İnsanlar o kadar içten ve masumca yaklaşıyorlar ki Avrupa’da asla göremeyeceğiniz manzaralar bunlar.

Agra’da gezilecek bir diğer yer, Agra Fort (Agra Kalesi) kızılımsı rengiyle muhteşem bir yapı. Terasına çıkınca Tac Mahal karşıdan izlenebiliyor. Babür Şah, Tac Mahal’den sonra kendisi için de görkemli bir anıt yaptırmak istemiş ancak bu hayalini gerçekleştirememiş. Oğlu tarafından tahttan indirilmiş ve bu kalede Tac Mahal’e bakan bir odada ölene kadar hapsedilmiş. Agra Fort’a giriş ücreti: 500 rupi (30 TL).

 Peki Hindistan’a neden gitmeli?

Sınırlarınızı zorlamak için gidin Hindistan’a, her aracın aralıksız korna çaldığı trafikte kornaların hangi araçtan geldiğini ve ona göre yol verildiği bir sistemi nasıl kurduklarını görmek için gidin.

Küresel ısınma koca adayı hızla yutuyor!

 

Baharat kokularının ülkenin dört bir yanını nasıl sardığını koklamak için gidin, alışveriş için gidin, alışveriş yaparken pazarlık sınırlarını ne kadar zorlayabileceğinizi denemek için gidin, muhteşem tapınaklarını, camilerini ziyaret etmek için gidin, sokaklar nasıl insanların evi olabilirmiş, iki yol arasındaki refüjde nasıl ev kurulurmuş görmek için gidin, varlığını dahi bilmediğiniz renkleri tanımak için gidin, insanoğlunun her türlü ortama nasıl da ayak uydurabildiğini deneyimlemek için gidin, kendinizi sorgulamak için gidin, şükretmek için gidin, Hint düğünlerinin o büyülü atmosferini görmek için gidin ve zarafetiyle sizi kendine aşık edecek Tac Mahal’i uzun uzun izlemek için gidin, önce o büyülü hikayesini okuyun öyle gidin. Hindistan’a gidin ama tüm yargılarınızı bırakıp öyle gidin.

Hindistan’da beni en çok etkileyen şeylerden biri insanların herşeye rağmen mutlu olduklarını görmekti. Reenkarnasyona inanan Hindularda kabullenilmişlik var ve hayatı böyle kabul edip mutlu yaşıyorlar, belki de dünyaya tekrar geldiklerinde daha zengin bir hayatın onları beklediği umudu var içlerinde.

Gidip görenlere sevgi, nefret, hayranlık gibi karmaşık duyguları yaşatan ülke. Hindistan rengarenk kültürüyle, karmaşasıyla, kaosuyla iyi ya da kötü birçok sıfatı hak ediyor. Benim Hindistanım buydu; tam bir renk cümbüşü. Anlatırken heyecan duyduğum, gidip görmekten ve daha çok keşfetmekten heyecan duymaya devam edeceğim kokusu içime işleyen ülke.

Fotoğraflar: Nurgül BÜYÜKKALAY



Buraları görmeden "Türkiye'de yaşıyorum" demeyin!

Content Video - Buraları görmeden "Türkiye'de yaşıyorum" demeyin!